TR  |  EN  |  RU
turkey turkey   azerbaijan kazakhstan kyrgyzstan turkmenistan uzbekistan kktc qha TAT BAŞQ
Ana Sayfa
Birlik Hakkında
Üye Haber Ajansları
Bildiri
Başkanın Mesajı
Tüzük
Haberler



Türkiye
-OECD EKONOMİK GÖRÜNÜM RAPORU


-ÖRGÜTE GÖRE, TÜRKİYE'DE EKONOMİK BÜYÜME
2009'DAYÜZDE 2'NİN ALTINA İNECEK, 2010 YILINDA YÜZDE 4,5'E ÇIKACAK
-İŞSİZLİK ORANI 2008'DE YÜZDE 10,5, 2010 YILINDA YÜZDE 10,6'YA ÇIKACAK

       PARİS (A.A) - 25.11.2008 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD), üye ülkelerle ilgili raporunda, Türkiye'de ekonomik büyümenin 2009'da yüzde 2'nin altına ineceği tahmininde bulunuldu. 
       Merkezi Paris'te bulunan OECD'nin Ekonomik Görünüm Raporu'nun Türkiye bölümünde, ekonomik büyümenin, 2010 yılında ise dünyadaki iyileşmeyle birlikte yüzde 4,5'e çıkacağı belirtildi.
       OECD raporunda, Türkiye'de, küresel mali kriz ve mali piyasalardaki dalgalanmalar yüzünde iç talebin azalmasıyla 2008 yılında ekonomin yavaşladığı hatırlatıldı.
       Raporda, cari açığın büyüklüğüne ve kur oranlarındaki istikrarsızlığın önemli ölçüde arttığına dikkat çekilerek, yatırımcıya güveni oluşturmanın çok önemli olduğu vurgulandı.
      ''Güveni yitirmeden, mali şeffaflık ve harcamalardaki regülasyonların oluşturulması, istikrarın sağlanmasında önemli ölçüde kolaylıklar sağlayacaktır'' ifadesine yer verilen raporda, ''eğer mali sistemdeki nakit akışında sorun çıkarsa hükümetin devreye girip mali sektöre gerekli desteği vermek üzere hazırlık yapması gerektiği'' tavsiyesinde bulunuldu.  

-İŞSİZLİK ORANLARI- 

Rapora göre, 2008 yılında yüzde 9,7 olan işsizlik oranı, 2009 yılında yüzde 10,5, 2010 yılında ise yüzde 10,6 olacak.
        OECD ayrıca, 2008 için eksi 6,7 olarak verilen cari açık oranı için 2009 yılında eksi 6,1, 2010 yılında ise eksi 5,7 olarak gerçekleşeceği tahmininde bulunuldu.
        İhracatın, gayri safi milli hasılaya katkı oranı ise 2008 için 0,1, 2009 için eksi 0,2, 2010 için ise eksi 0,3 olarak tahmin edildi. 

-OECD ÜLKELERİNDE İŞSİZLER ORDUSUNA 8 MİLYON KİŞİ DAHA-  

Öte yandan raporda, 2010 yılında üye ülkelerdeki işsizler ordusuna 8 milyon kişinin daha katılacağı tahmininde bulunuldu.
        Rapora göre, 2008 yılında üye ülkelerde 34 milyon olan işsiz sayısı, 2010 yılında 42 milyona çıkacak.
       2008 yılında üye ülkelerde yüzde 5,9 olan işsizlik oranı, 2009 yılında yüzde 6,9'a, 2010 yılında ise yüzde 7,2'ye çıkacak.

 
-ÖREN YERLERİ İÇİN ÖZEL İNTERNET SİTELERİ


-KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI, TÜRKİYE'NİN ZENGİN 
MİRASINI ANLATAN ÖREN YERLERİNİ, İNTERNETTEN TANITACAK
-BU KONUDA İLK ADIM ANİ İÇİN ATILDI VE BİLİMSEL 
VERİLERİN SUNULDUĞU ''WWW.ANİ.GOV.TR''NİN HAZIRLANMASINDA, 
ANİ HAKKINDA ARAMA MOTORLARINDA ÇOĞUNLUKLA SİYASİ 
İÇERİKLİ VE YANLIŞ BİLGİLERİN SUNULMASI ETKİLİ OLDU 
-KÜLTÜR VARLIKLARI VE MÜZELER GENEL MÜDÜRÜ DÜZGÜN: 
-''BU ÇALIŞMA, BİLGİYE ULAŞMAK İÇİN İNTERNETİN 
KULLANILDIĞI DÜNYADA, TARİHİ DEĞERLERİMİZİ TÜM 
DÜNYAYA ANLATMA AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR''  


       ANKARA (A.A) - 25.11.2008 - Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye'nin zengin miraslarından ören yerlerine dair doğru ve bilimsel verilere dayalı bilgilerin oluşması için internet siteleri hazırlayacak. Bu konudaki ilk adım, internette pek çok yanlış bilginin sunulduğu Kars'taki Ani Örenyeri için atıldı. 

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bakanlık, tarihin kanıtları ören yerlerinin, internetten tanıtımını yapacak. Bu kapsamda, mimarisi ve sanat yapıtlarıyla Anadolu'nun önemli kentlerinden olan Kars'taki Ani Örenyeri'nin internet üzerinden tanıtımına başlandı.  

Ani'yle ilgili bilgilerin yer aldığı ''www.ani.gov.tr'' adresli internet sitesinin, ören yerinin ''tüm dünyaya en sağlıklı ve doğru şekilde tanıtmak için'' hazırlandığı belirtildi. Bunda, Ani hakkında arama motorlarındaki olumsuz, 1915 yılı olaylarına gönderme yapan ve yanlış bilgilerin giderilmek istenmesinin etkili olduğu öğrenildi. 

    -''ÖREN YERLERİMİZİN İNTERNET SİTESİ OLACAK''-

     Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin dünya genelinde ilgi gören ören yerlerini internet ortamına taşıyacaklarını söyledi. 

Düzgün, ''Hangi ören yerlerinin internette tanıtımının yapılacağına ilişkin araştırmalar yapıyoruz, müzelerden görüş alıyoruz. Bu çalışma, bilgiye ulaşmak için internetin kullanıldığı dünyada, tarihi değerlerimizi tüm dünyaya anlatma açısından büyük önem taşıyor'' dedi. 

Bu sitelerin hem ören yerlerini tanımak ve doğru bilgi edinmek hem de kazı ve restorasyonlara sponsor olmak isteyenler için ciddi referans olacağını anlatan Düzgün, bu çerçevede ilk Ani Örenyeri için ''www.ani.gov.tr'' adresinde web sitesi kurulduğunu, sitenin bilimsel bilgilere dayanarak oluşturulduğunu vurguladı. 
  
    -''GÜVENİRLİKTEN UZAK YORUMLAR VAR''- 
   
      İnternette doğru ve yanlış bilginin bir arada bulunduğunu ve bilgi kirliliği yaşanmaya başlandığına dikkati çeken Düzgün, şöyle devam etti: 

''Ülkemizin zengin tarihi ve kültürel potansiyeli birçok kişinin ilgisini çekiyor. Ani de bunlardan biri. Ancak Kars Ani Örenyeri hakkında internet üzerinde birçok farklı bilgi sunulur hale gelmiştir. Ancak bu bilgilerin birçoğu güvenilirlikten uzak yorumlar ve temelsiz yaklaşımlar içermektedir. Bu nedenle, bilgi kirliliğini resmi bir kanaldan bilimsel araştırmaların ışığında aydınlatmak bir gereklilik halini almıştır. 

Bununla birlikte, Ani Örenyeri'ni ülkemizin tarihi potansiyelinin bir parçası olarak doğru ve eğlenceli bir şekilde tanıtmak ve anlatmak da önemli bir amaç olmuştur. Biz de Genel Müdürlüğümüzün Bilgi Teknolojileri kısmında web sitesi tasarımı yaptık. Bu, kamu eliyle hayata geçirilmiş, başarılı ve yerinde bir çalışma olarak önemli örnek teşkil etmekte.''

Orhan Düzgün, artık Ani Örenyeri'ni ''en doğru tanıtan ve bilimsel kaynakların ışığında aydınlatan en iyi web sitesinin  www.ani.gov.tr'' olduğunu ifade etti. 

Sitede, ören yerinin tarihçesi, içindeki eserler, bugüne kadarki restorasyon ve kazılar anlatılıyor. 

Ayrıca, ören yerini internet üzerinden gezmek isteyenler için ''sanal tur'' imkanının bulunduğu sitede, Kars'a gidilince neresi gezilir, nerede kalınır, ne yenir gibi sorulara yanıtlar da gezginler için sunuluyor. 

Bunun yanında, Ani hakkında araştırma yapmak isteyenlere bu konuda yazılmış kaynakları gösteren geniş bir kaynakçanın bulunduğu sitede, Ani'ye gidecekleri hangi eserin nerede olduğuna dair harita da yer alıyor.
 

 
-''KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ''

-DEVLET BAKANI ÇUBUKÇU: 
        -''BİR İNSAN HAKLARI İHLALİ OLAN KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN
         ORTADAN KALDIRILMASI AMACIYLA, ÜLKEMİZDE SON YILLARDA TÜM 
        TARAFLARIN İŞBİRLİĞİYLE ÇOK YÖNLÜ MÜCADELE SÜRDÜRÜLMEKTE 
         VE BU SORUNUN ÜZERİNE KARARLILIKLA GİDİLMEKTEDİR''

        ANKARA (A.A) - 24.11.2008 - Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, ''Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması amacıyla, Türkiye'de son yıllarda tüm tarafların işbirliğiyle çok yönlü mücadele sürdürüldüğünü ve bu sorunun üzerine kararlılıkla gidildiğini'' belirtti.

Bakan Çubukçu, yarın kutlanacak ''Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü'' nedeniyle bir mesaj yayımladı.

Çubukçu, mesajında, ''Kadına yönelik şiddetin; eğitim, sosyo ekonomik durum, sınır, milliyet, din, dil ve sınıf farkı gözetmeksizin tüm insanlığın yaşadığı en önemli ortak sorunlardan biri olduğunu'' ifade etti. 

Bu sorun nedeniyle kadınların ağır ruhsal ve bedensel bedeller ödediklerini, kimi zaman sakatlandıklarını kimi zaman da hayatlarını kaybettiklerini belirten Çubukçu, ''Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması amacıyla, ülkemizde son yıllarda tüm tarafların işbirliğiyle çok yönlü mücadele sürdürülmekte ve sorunun üzerine kararlılıkla gidilmektedir'' görüşünü bildirdi.

TBMM'nin, Türkiye'de kadın erkek eşitliğinin sağlanması için ulusal mevzuatta ''reform'' niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirdiğini kaydeden Bakan Çubukçu, kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda da gösterilen duyarlılıkla 2005'de ''Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi'' amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlattı.

Komisyonun hazırladığı raporun ardından 2006/17 sayılı ve ''Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi için Alınacak Tedbirler'' konulu Başbakanlık Genelgesi'nin yürürlüğe girdiğini anımsatan Devlet Bakanı Çubukçu, genelge ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün koordinatör kurum olarak görevlendirildiğini belirtti.

     -''ERKEKLERİN MÜCADELE SÜRECİNE ETKİN KATILIMI...''-

        Bakan Çubukçu, genelge kapsamında ''Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi''nin toplanarak ''Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı (2007-2010)''nı hazırladığını ve faaliyetleri üçer aylık periyotlar halinde izleyerek oluşturulan raporların kamuoyu ile paylaşıldığını bildirdi.

Genelgenin, ''Kadın erkek eşitliğini önemseyen, kadın haklarının gelişmesi konusunda destek veren erkek gruplarının sayısının artırılması konusunda gerekli önlemler alınmalıdır'' maddesi gereğince, erkeklere yönelik duyarlılık artırıcı, farkındalık yaratıcı programlar yürütüldüğünü kaydeden Nimet Çubukçu, ''Kadına yönelik aile içi şiddet olaylarının ortaya çıkmadan önlenmesinde, erkeklerin bu sorunla mücadele sürecine etkin katılımının sağlanması büyük önem arz etmektedir'' değerlendirmesinde bulundu.

Çubukçu, ''Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Erkek Katılımı'' konulu bir konferansın düzenlendiğini, ''Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi Protokolü'' kapsamında 36 bin emniyet teşkilatı personelinin, ''Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadelede Sağlık Personelinin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Protokolü'' kapsamında da 75 bin sağlık personelinin eğitildiğini kaydetti.

          -DİN GÖREVLİLERİNE DE EĞİTİM VERİLECEK-

          Bakan Çubukçu, Diyanet İşleri Başkanlığı personeline yönelik olarak gerçekleştirilen, ''Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Din Görevlilerinin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Projesi''ne yönelik çalışmaların da sürdürüldüğünü belirterek, pilot eğitimlerin 2009 yılı başında Ankara'daki bütün din görevlilerine yönelik olarak verileceğini bildirdi.  

''Kadın Sığınmaevleri Kılavuzu'' hazırlanarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına gönderildiğini, sığınmaevi işleten Belediyeler ile sivil toplum kuruluşları için çalıştaylar düzenlendiğini ifade eden Çubukçu, ''Aile İçi Şiddetle Mücadele El Kitabı''nın da ilgili kurum ve kuruluşlara gönderildiğini anımsattı.

Kadına yönelik şiddetle ilgili ulusal düzeyde veri geliştirmek amacıyla bu yıl başlatılan ''Türkiye'de kadına yönelik Aile İçi Şiddet Alan Araştırması''nın devam ettiğini vurgulayan Devlet Bakanı Çubukçu, açıklamasında, ''Kadına yönelik şiddetin önlenmesine dönük çalışmalarımızda medya desteğinin bize güç katacağını bu vesileyle bir kez daha hatırlatır, kadınlarımızın hayatın her kesimine etkin ve eşit katılımının gerçekleştiği bir yarın temenni ederim'' ifadesine yer verdi.

 
-24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ


   -MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÇELİK, ÖĞRETMENLERLE ANITKABİR'İ ZİYARET ETTİ

 ANKARA (A.A) - 24.11.2008 - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerle Anıtkabir'i ziyaret etti.

Çelik'in Ulu Önder Atatürk'ün mozolesine çelenk koymasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Anıtkabir Özel Defteri'ni de imzalayan Çelik, deftere şunları yazdı:

''Başöğretmen Atatürk, yine bir Öğretmenler Günü'nde huzurundayız. 

Eğitim ordusunu temsil eden bir grup eğitimci, öğretmenle birlikte size minnettarlığımızı arz ediyoruz. Bize hedef olarak göstermiş olduğunuz muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için olağanüstü bir gayretle çalışıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ilkelerin rehberimiz olacaktır. Ruhun şad olsun.'' 

Anıtkabir ziyaretinin ardından Çelik ve beraberindekiler, Milli Eğitim Bakanlığı önünde düzenlenen törene katıldı.  

 
-TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER PARLAMENTO BAŞKANLARI KONFERANSI

-CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL:
-''YAŞADIĞIMIZ BÖLGELER BÜYÜK BİR EKONOMİK ZENGİNLİK
POTANSİYELİNE SAHİP OLMANIN YANI SIRA BAZI TEHDİTLERLE 
DE KARŞI KARŞIYADIR''
-''BU TEHDİTLERE KARŞI BERABER DAYANIŞMA İÇİNDE MÜCADELE 
ETMEMİZ GEREKTİĞİNE İNANIYORUZ''
-''TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE MESAFE İTİBARİ İLE AYRI DÜŞSE DE
BİRBİRLERİNE DERİNDEN BAĞLI AYNI SOYA, DİLE, KÜLTÜRE
DİNE, ORTAK BİR GEÇMİŞE SAHİP OLAN KARDEŞ HALKLARIMIZI,
BİRBİRİNE DAHA DA YAKINLAŞTIRMAK ADINA BÜYÜK BİR ADIM  ATIYORUZ''

 İSTANBUL (A.A) - 21.11.2008 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk dili konuşan ülkelerin içinde bulunduğu bölgenin büyük bir ekonomik zenginlik potansiyeline sahip olmanın yanı sıra bazı tehditlerle de  karşı karşıya olduğunu belirterek, ''Bu tehditlere karşı beraber dayanışma içinde mücadele etmemiz gerektiğine inanıyoruz'' dedi.

Gül, Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen ''Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi Parlamento Başkanları Konferansı''nın açılışında yaptığı konuşmada, bugün tarihi bir anın yaşandığını ve hissettiği sevinç, heyecan ve gururu katılımcıların da paylaştığından şüphe duymadığını kaydetti.

''Tarihi süreç içinde mesafe itibariyle ayrı düşse de birbirlerine derinden bağlı aynı soya, dile, kültüre, ortak bir geçmişe sahip olan kardeş halklarımızı, birbirine daha da yakınlaştırmak adına büyük bir adım atıyoruz'' diye konuşan Cumhurbaşkanı Gül, kardeş ülkeler arasındaki ilişkileri güçlendirmek amacıyla sarf edilen yoğun çabaların meyvelerini almaya başladıklarını, bunun kendilerine ilerisi için de cesaret verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, Türk dili konuşan ülkeler arasındaki ilişkiler bakımından pek çok alanda önemli gelişmeler yaşandığını, karşılıklı olarak çeşitli düzeylerde yoğun temas ve ziyaretler gerçekleştirdiklerini ifade ederek, sanatçıların, öğrencilerin, iş adamı ve tüccarların birbirlerini ziyaret ederek tanıştıklarını, birlikte çalışmaya başladıklarını ve bu çerçevede okullar kurduklarını bildirdi. 

Ülkeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesine, müşterek değerlerin korunması ve geliştirilmesine yönelik ortak iradenin çok güçlü olduğunu ve bu iradenin halklar tarafından da desteklendiğini vurgulayan Gül, ''Nitekim bugünkü toplantımız hükümetler düzeyindeki münasebetlerin, halklarımızı temsil eden parlamentolarımız arasında da kurumsal bir çerçeveye kavuşturulduğuna işaret etmektedir'' diye konuştu.

 -ASAMBLE FİKRİ

 Abdullah Gül, Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesi kurulması fikrini Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 2006 yılında Antalya Zirvesi'nde dile getirdiğini anımsatarak, Türkiye'nin de kardeş halkları temsil eden parlamentolar arasında bir asamble kurulması fikrini, halkların dayanışmasını daha da güçlendirmesi bakımından fevkalade faydalı gördüğünü söyledi. 

TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın da bu inisiyatifi geliştirdiğini, bundan dolayı da kendisini tebrik ettiğini dile getiren Gül, bugün imzalanacak anlaşma ile hayata geçirilecek Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesinin kuruluş çalışmasında yer alan herkese teşekkür ve takdirlerini iletti. 

Cumhurbaşkanı Gül, ''Bu, belki gecikmiş bir adımdır. Bu halklarımızı birbirine daha da yakınlaştıracak bir projedir'' dedi.

Bugüne kadar ''Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveler Süreci''nin, işbirliğini güçlendirmek için çok önemli bir zemin teşkil ettiğini ve 1992'den bu yana 8 zirvenin başarı ile gerçekleştirildiğini hatırlatan Gül, zirvelerde ülkeler arasındaki ilişkilerin, işbirliğinin ve kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi yönünde çeşitli kararlar aldıklarını ve bunları hayata geçirmek için el birliği ile çaba sarf ettiklerini kaydetti. 

Cumhurbaşkanı Gül, zirvelerin aynı zamanda uluslararası ve bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmasına imkan sağlayan önemli platformlar olduğuna dikkati çekerek, Bakü'de yapılacak zirvede son dönemde ikili ilişkiler ve bölgede kaydedilen gelişmelerin değerlendirileceğini bildirdi. 

Abdullah Gül, ''Bizim bu kuvvetli birlikteliğimiz sahip olduğumuz ortak değerleri gelecek nesillere aktarmak isteyen kardeş haklarımızın müşterek arzusunun bir neticesidir. Bizim kardeşliğimiz, kimseyi hedef almamakta, aksine bütün bölgenin barış, istikrar ve refahını gözeten bir gönül ve akıl birliğini temsil etmektedir'' diye konuştu.

 -DAİMİ SEKRETERYA-

 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirveleri ile ilgili olarak gündemde bulunan diğer bir projenin ''Daimi Sekreterya'' tesisine ilişkin olduğunu da dile getirerek, bu kararı hayata geçirmek üzere Türkiye'de önemli adımlar attıklarını söyledi. 

Gül, bu amaçla yoğun görüşmeler neticesinde uzmanların bir kuruluş anlaşması ve tüzük taslağı hazırladıklarını belirterek, Kırgızistan'ın önerisi çerçevesinde bu belgelerin Bakü Zirvesi'nin ardından Bişkek Zirvesi'nde imzalanmasını öngördüklerini bildirdi.

Abdullah Gül, daimi sekretaryanın faaliyete geçmesinin çok yararlı olacağını, böylece dağınık bir şekildeki çalışmaların bir araya toplanacağını vurguladı. 

 -AKSAKALLAR KURULU-

 Nursultan Nazarbayev ayrıca tecrübeleri ile yol gösterecek bir ''Aksakallar Kurulu'' oluşturulmasını önerdiğini anımsatan Gül, önce Nazarbayev'in, ardından da Türkiye'nin bu kurulda yer alacak temsilcilerini belirlediklerini, diğer kardeş ülkelerin de temsilcilerini belirlemelerinin ardından çalışmalara başlanacağını kaydetti. 

Cumhurbaşkanı Gül, Aksakallar Kurulu'nun zirvelere büyük katkı sağlayacağını ve değerli görüşleri ile çalışmalara destek vereceğini belirtti. 

Sahip olduğu zengin kaynaklar ve stratejik konumu ile Türk dünyasına ev sahipliği yapan coğrafyanın, tüm dünyanın dikkatle izlediği bir bölge olduğuna işaret eden Gül, bu bölgede ve mücavir ülkelerde yaşanan gelişmelerin, önümüzdeki dönemde de uluslararası kamuoyunun gündeminin ön sıralarında yer alacağını söyledi. 

Gül, enerji ve ulaştırma alanında şimdiye kadar hayata geçirilen büyük projelerin, bölgenin ekonomik kalkınmasına ve istikrarına katkı sağladığını ve bu büyük projelerin yapılabileceklerin en somut göstergesini oluşturduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bu bakımdan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattını, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattını, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattını başka büyük projelerin takip etmesini diliyorum. İki büyük proje faaliyete geçti. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı için 'yapılamaz bu bir rüyadır' diyenler, bugün Bakü'den yola çıkan petrolün Ceyhan'dan nasıl bütün dünyaya pazarlandığını görmektedirler. Geçen hafta itibariyle 500 milyon ton varil petrol pazarlanmıştır Ceyhan'dan. 

En önemli başka bir gelişme de bu hatta Kazakistan'ın dahil olmasıdır. Demiryolu hattının temeli Bakü'de, Tiflis'te ve Kars'ta devlet başkanlarının katılımı ile atıldı. Proje hızlı şekilde devam etmektedir. Bunlar bittiğinde Orta Asya'yı, Kazakistan'ı artık bu gördüğünüz Boğaz'ın altından yapılan tünelden geçerek Londra'ya kadar bağlayacaktır. Bu gerçekten çok büyük stratejik projedir. Bütün bunlar aynı zamanda Türk dünyasını da birbirine bağladığı gibi, Türk dünyasını batıya Avrupa'ya da bağlamaktadır.''

 -BÖLGENİN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ-

 Bölgenin beşeri potansiyeli ve doğal zenginliklerinin, akılcı politikalarla ve dayanışma ile birleştiğinde tüm sorunların aşılmasına imkan verecek boyutta olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sözlerine şöyle devam etti:

''Yaşadığımız bölgeler büyük bir ekonomik zenginlik potansiyeline sahip olmanın yanı sıra bazı tehditlerle de karşı karşıyadır. Aşırı akımlar, terörizm, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi tahditlerin sınır aşan niteliği hepimizin malumudur, diğer yandan ekonomik mali kriz, iklim değişikliği gibi gelişmeler hepimizi etkileyebilmektedir. Bu zorlukların üstesinden gelebilmemiz için tek bir yol vardır. O da aramızda daha sıkı bir işbirliği ve dayanışmadır. Bu tehditlere karşı beraber dayanışma içinde mücadele etmemiz gerektiğine inanıyoruz.''

Cumhurbaşkanı Gül, uluslararası toplumun da bu sorunlara karşı ortak mücadele kararlılığı içinde olduğunu, bu amaçla pek çok ülke ve uluslararası kuruluşun işbirliği içinde harekete geçtiğini belirterek, Türkiye'nin de bu tehditlerle mücadelede kardeş ülkelere destek sağlamaya devam edeceğini söyledi.

Gül, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmesine destek veren tüm kardeş ülkelere teşekkür ederek, ''Türkiye Güvenlik Konseyi'nde hiç şüphesiz sizlerin de sözcüsü olacaktır'' dedi.

''Her vesile ile tekrarladığımız gibi, bizler birbirimizin doğal ortaklarıyız'' diyen Gül, aradaki işbirliği potansiyelinin ulaştırma ve iletişimden ticaret ve ekonomiye, kültür ve bilimden eğitime kadar her alanda harekete geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, bu coğrafyada rekabet ortamından ziyade işbirliği ruhunun hakim olmasının herkesin yararına olacağını vurguladı.

Türkiye'nin katılım müzakerelerini sürdüren bir ülke olarak AB ile yakın ilişkilere sahip olduğunu ifade eden Gül, ''Sizler de Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi ülkeler olarak, özel ilişkilere sahipsiniz. Biz bu tür bağları işbirliği alanlarımızı sınırlayan değil, genişleten ve derinleştiren özellikler olarak görüyoruz'' diye konuştu. 

Abdullah Gül, halklar arasındaki bağların ve dayanışmanın bir simgesi olacak Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesinin hayırlı olması temennisinde bulunarak, ''İşbirliğimiz güçlendikçe ve derinleştikçe bugünkünden daha güzel günleri hep birlikte kucaklayacağımıza olan inancım tamdır'' dedi.

 
<< Başlat < Önceki 341 342 343 344 345 346 347 348 Sonraki > Son >>

Sayfa 347 > 348
  TKA 2008